Takip Et
  • 27 Şubat 2025, Perşembe

AYDINLI'NIN AYDIN'DAKİ YALNIZLIĞI...

Geçtiğimiz hafta içinde Aydın'da yaşayan bir dostumdan gelen telefonu açtığımda, kısa bir hal hatırdan sonra ağzından şu cümleler döküldü;

"Abi ne olur bize yardım et, bıktık artık ezilmişlikten ve ilgisizlikten, hangi devlet dairesine gitsek işimiz çözülmüyor, kapılar yüzümüze kapanıyor. Aydında üvey evlat muamelesi görüyoruz, bu nedenle de bir dernek kurmak istiyoruz, ne yapalım nasıl yapalım, lütfen bize yardımcı ol"

"Ne derneği" diye sorunca aldığım cevap ise adeta yüreğime saplandı; "Aydın'da Yaşayan Aydınlılar Derneği" kurmak istiyoruz. Bizler Aydın'ın öz be öz evladı olarak devlet dairelerinde işlerimizi çözemezken, Aydın'a dışardan gelip yerleşmiş olanların, Muşlu'ların, Ağrılı'ların, Batmanlı'ların vs işleri hemşerileri olan yöneticiler ya da siyasetçiler tarafından kolayca çözülüyor. Devlet dairelerinde Aydınlı müdür ya da amir neredeyse kalmadı. Bu memlekette hiç mi adam kalmadı da bütün yönetim kadrolarına Aydın dışından atama yapılıyor? Mevcut Aydınlı yöneticiler neden görevlerinden alınıyor"

Telefondaki kişiye bir dokun bin ah işit, belli ki Aydın sevdalısı dertli biriydi ve anlattıkları bir türlü bitmiyordu...

Telefonu kapattıktan sonra gayri ihtiyari olarak dilimden "Aydın'da Yaşayan Aydınlılar Derneği, hem de Aydın'da" sözleri dökülüverdi. Ben buna benzer bir derneği yıllar önce Kocaeli'de çalışırken duymuştum.

Kocaeli'de neredeyse azınlığa düşmüş olan yerli halk "Kocaelililer Derneği" ismiyle bir hemşeri derneği kurarak haklarını savunma yoluna gitmişlerdi.

Hemşeri derneklerinin, ismini aldıkları yerleşim biriminin bizzat kendi sınırları içinde kurulmaları asla normal bir uygulama değildir. Bu dernekler, doğup büyüdükleri il, ilçe ya da köylerden başka yerlere gidenler tarafından dayanışma, yalnızlık hissini giderme ve bir baskı gücü oluşturma gibi saiklerle kurulan derneklerdir. Bu dernekler, gelecek nesillere kültürlerin aktarılabilmesi açısından da çok önemli bir fonksiyon icra etmektedirler...

Peki, Aydın'da ne olmuştu da böyle bir derneğin kurulması fikri gündeme gelmiş ve buna ihtiyaç duyulmuştu? Aydınlılar Aydın'da azınlık haline geldiler de bizim haberimiz mi yok? Eğer böyle bir durum varsa vah bizim halimize, tüh bizim halimize...

Şimdi gelelim işin aslını anlatmaya;

"Kaht-ı Rical" ne demek bilir misiniz? Bu söz yetişmiş adam kıtlığı manasına gelir. Sorarım sizlere, Aydın'da yetişmiş adam kıtlığı mı var da, üst düzey yönetici atamaları Aydın dışından yapılıyor?

Ya da Aydınlı bürokratlar çok mu başarısızlar da sürekli görevden alınıyorlar?

Ankara'da bu işleri kotaracak siyasetçilerimiz yok mu? Ya da bizim bilmediğimiz başka şeyler mi var?

Pek tabi ki Aydın'da ya da dışarda yaşayan Aydınlı bir sürü kalifiye ve yetişmiş insan var, hem de başka çoğu ilde olmadığı kadar fazla. Görev verilse ya da göreve gelenlerin önü kesilmese, bırakın Aydın'ı, Türkiye'yi yönetecek kadar çok adam çıkar Aydın'dan. Fakat bütün bunların yanında Aydın'da bir sorun var ki, yıllardır Aydın'ın kan kaybetmesine sebep olmakta.

Adını "Birbirini yeme, kıskançlık, menfaatçilik, siyasi müdahale vs" ne derseniz deyin, bu sorun yüzünden yıllardır Aydın'dan ne bir bakan, ne bir genel müdür, ne de herhangi bir yüksek makam sahibi çıkıyor. Biraz öne çıkacak olanların ve sivrilenlerin ise önü bizzat Aydınlılar tarafından kesiliyor, yaka paça aşağı indiriliyor. Son zamanlarda göreve getirilen ya da görevden alınan makam sahiplerinin hangi sebeplerle göreve getirilip görevden alındıklarını bir bilseniz aklınız şaşar. İşin özeti, sorun nüfus çoğunluğuna sahip olup olmamakla alakalı değil, birbirimizi yemekten meydanı boş bırakmakla alakalı. Hani "Bir insanın kendi kendine yaptığını dokuz köy birleşse ona yapamazmış" ya, Aydın'daki durum aynen bu. Biz ne yapıyorsak kendimize yapıyoruz, yani elmanın kurdu kendi içinde...

Örnek vermek gerekirse, Aydın'ın güzide kurumu olan Adnan Menderes Üniversitesi'ne bizzat Aydından yetişmiş, öz be öz Aydınlı olan, donanımlı ve işin ehli bir Rektör atanıyor, fakat adamı rahat bırakmıyorlar ki çalışsın. Takip ettiğim kadarıyla, daha göreve başlar başlamaz bu şahsa tarikatçılığından tutun da kayırmacılığa kadar vurulmadık yafta kalmadı Neden, niye? Adamın icraatlarıyla ilgili olumsuz neleri gördünüz de taşlıyorsunuz?

Üniversite ile Büyükşehir adeta birbirlerine düşman gibi hareket ediyor. Meaela sırf bu nedenle basit bir yol meselesi bile yıllardır çözülemedi, çözülemiyor. Üniversite sanki başka bir şehrin üniversitesiymiş gibi siyasi çekişmelerin kurbanı olmakta. Oysa ki üniversite kaybettikçe Aydın kaybedecek, Aydın'lı kaybedecek, halk kaybedecek...

Bir başka örnek ise geçtiğimiz günlerde yaşandı.

Bildiğiniz üzere ilimizde yaptığı başarılı hizmetleriyle bilinen Aydın'lı Gençlik ve Spor İl Müdürü Cenap Fillikçioğlu görevden alınarak yerine Elazığ'dan bir isim atandı. Bunun bir benzerini bir yıl kadar önce gene Aydınlı olan İl Milli Eğitim Müdürünün Aydın'daki görevinden alınmasında yaşamıştık.

Neden? Sebep ne? Kimler bu işleri organize ediyor?

Sorulacak soru çok, fakat biliyoruz ki herkesin kendince bir cevabı var. Dileğimiz odur ki bu cevaplar toplumun çoğunluğunu tatmin eden cevaplardır...

Öyle ya da böyle, bugün Aydınlılar kendi memleketlerinde sahipsiz ve garip; tıpkı Necip Fazıl'ın Sakarya Türküsü şiirinde "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!" dediği gibi. Eğer bu durum aynı şekilde devam ederse, Aydınlı olup kendini ispat etmiş ve belli yerlere gelmiş insanlardaki motivasyon kayıpları artacak, memleketlerine hizmet etme idealiyle büyüyen insanlar bu ideallerine asla kavuşamayacaklardır...

Yazımın sonunda bir hatırlatma yapmakta fayda var;

Sakın ola ki sözlerimden, Aydınlı olmayıp Aydında görev yapan başarılı bürokrat ve yöneticileri küçümsediğim gibi bir anlam çıkarılmasın. Aydın için taş taş üzerine koyanın elini öperim. Dikkatleri çekmek istediğim nokta, Aydınlının Aydın'daki yalnızlığı, sahipsizliği ve dışlanmışlığıdır...

Esen Kalın... 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.