Takip Et

ZEYTİN AĞACI, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI

İncir, üzüm,sebze-meyve derken zeytin hasat dönemi de yaklaşmakta.

Öncelikle Zeytini tanıyalım.

“Zeytinin anavatanı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni de içine alan Yukarı Mezopotamya ve Güney Ön Asya’dır. Zeytinin dünyaya yayılışı üç yoldan olmuştur. Birincisi Mısır üzerinden Tunus ve Fas, ikincisi Anadolu boyunca Ege adaları, Yunanistan, İtalya ve İspanya, üçüncüsü ise İran üzerinden Pakistan ve Çin’dir. İlk kültüre alınışı ve ıslahı ise Sâmiler tarafından olmuştur. Arkeolojik çalışmalar, zeytin yetiştiriciliğinin M.Ö 4.000’li yıllara kadar dayandığını göstermektedirler. İlk Grek ve Roma yazıtlarında zeytinin barış ve birlikteliğin ebedi simgesi olduğuna değinilmiştir. Kuran, İncil ve Tevrat’taki sayısız bölümde zeytine yer verilmiştir. Tarihi gelişimi içinde birçok efsaneye kaynak olan zeytin, eski uygarlıkların yazıtları ve kutsal kitaplarda yer almıştır. “

“Dünya’da zeytin yetiştiriciliği yapılan alanın yaklaşık yüzde 90’ı ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasındaki ülkelerdir. Dünyada yaklaşık, 108 milyon dekar alanda zeytin yetiştirilmektedir. Zeytinin periyodiste gösteren bir tür olması, olumsuz hava koşullarının üretimi etkilemesi ile birlikte üretimde dalgalanmalar meydana gelmektedir. Dünya üretiminde önde gelen ülkelerden İtalya ve İspanya’da olumsuz hava koşulları ve hastalıkların etkisi ile artan üretim alanına rağmen dünya üretimi 20,8 milyon ton olmuştur. 2017 yılı FAO verilerine göre dünya zeytin üretiminde önde gelen ülkeler sırasıyla İspanya, Yunanistan, İtalya, Türkiye’dir. Bu ülkeleri Fas, Mısır, Tunus ve Suriye izlemektedir. Ülkelerin zeytin rekoltesindeki değişim, ülke sıralamalarını da değiştirebilmektedir.”

Ülkemiz de yukarıda sayılan coğrafya içinde yer alıp önemli zeytin zeytinyağı üreticisi ülkelerdendir. Pek çok aile Marmara bölgesinden GAP’a kadar geniş bir alanda zeytin tarımı yapmaktadır.

“Kökleri tarihe dayanan ve kutsal kitaplarda yerini bulan zeytinin sıkılması ile elde edilen zeytinyağının içerdiği antioksidanlar, karotenoidler, fenolik bileşikler ve vitaminler bakımından beslenme ve sağlık üzerindeki önemi büyüktür. Zeytinyağının bu özelliği, temel içeriği olan tekli doymamış yağ asidi olan oleik asitle ilişkilendirilmektedir. Zeytinyağının, içerdiği bileşikler nedeniyle hücre zarı akışkanlığı, lipid peroksidasyonu, yaşlanmaya neden olan serbest radikalleri bağlayıcı özelliği ile oksidasyonu engelleyerek kötü kolesterolü azalttığı ve iyi kolesterolü artırdığı bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Ayrıca, doymamış yağ asitlerinin özellikle meme, kalın bağırsak ve prostat kanserlerinde görülen azalmayla ilişkili olduğu da yapılan çalışmalarda belirtilmektedir. Günümüzde, beslenme biçimi ve kötü huylu tümörlerin gelişimi arasında bir ilişki bulunduğu bilinen bir gerçektedir. Nitekim İspanya, Yunanistan ve İtalya gibi temel yağ kaynağı olarak zeytinyağının kullanıldığı ülkelerde, kuzey Avrupa ülkelerine oranla kanser sıklığı daha düşük oranlardadır.”

Yağlardan alınan enerjinin günlük kalori ihtiyacının yüzde 30’unu aşmaması ve bunun da yüzde 60-70’inin zeytinyağından sağlanacak şekilde beslenilmesi önerilmektedir.

“Ölmez bir ağaç olarak adlandırılan zeytin, ülkemizde geniş bir sahayı kaplamaktadır. Ülkemizde yaklaşık 23,4 milyon hektarlık tarım alanının yüzde 3,6’sı zeytinliklerden oluşmaktadır. Yağlık ve sofralık olarak yararlanılan zeytin, hem yüksek besin değerine sahip olması hem de iç ve dış ticaretimize konu olması nedeniyle büyük önem taşımaktadır.”

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.