Takip Et

2016 kuru incir sezonu açılırken-11

Aydın halkından yaklaşık 30 bin aile, incir yetiştiriciliği yapmakta. 2004 -2013 yılları arasında üretilen kuru incir miktarı yaklaşık olarak 55 bin ile 63 bin ton arasında seyretmiştir.

Yıllara göre farklılıklar göstermesine rağmen üretilen kuru incirin yaklaşık olarak % 75 veya %80’i ihraç edilmekte kalanı ise iç piyasada tüketilmektedir. Yaklaşık olarak da bu ihracattan 180-240 milyon dolarlık gelir elde edilmektedir.

Yani incir üreticisinin umudu, geleceği, ekmek parası, kaderi öncelikle ihracata ve ihracatçıya bağlıdır.

İncirin para etmesi veya etmemesi ihracatçının dış bağlantılarına, eldeki stoklara, dış taleplere, kısacası arz-talep dengesi üzerinde oturmaktadır.

Osmanlı döneminde de bu böyleydi. Aydın’ın en doğusu olan Ortakçı’dan çıkan deve kervanları dokuz gün süren yolculuktan sonra İzmir Yemişçiler Çarşısı’na ulaşırdı. İzmir’de işlenen ve kutulara konulan incirler belli bir günde gemiye yüklenirdi. İncirin İzmir’e gelişi ve gemiye ilk yüklendiği gün bayram günü gibi kutlanırdı.

İlk yükleme tarihi o dönemde sembolik ve bayram havasında kutlanırken bugün bir ekonomik kısıtlılık haline getirilmiştir.

İzmir’den kuru incirin ihracatı her üretim ve ihraç sezonu başında belirlenen, Ege İhracatçı Birlikleri Meclisi tarafından yapılan teklifle, Ekonomi Bakanlığı tarafından onaylanan ilk yükleme veya ilk gemi yükleme tabir edilen bir tarihte başlamakta, belirlenen tarihten önce yeni sezon kuru incir ihracatına izin verilmemektedir.

İlk yükleme tarihinden önce yeni ürün ihracatının yapılamayacağına dair duyuru yapılmakta, Türkiye genelinde faaliyet göstermekte olan kurum ve kuruluşlara da (Gümrük Müdürlükleri, Ekonomi Bakanlığı Bölge Müdürlükleri, İhracatçı Birlikleri, vb.) bu duyuru iletilmektedir.

31 Ağustos 2015 tarihinde davet üzerine Ege İhracatçı Birlikleri’nde ilk yükleme tarihinin kaldırılması veya devamı ile devamı halinde karar alınması durumunda hangi tarihte ilk yüklemenin yapılacağının belirlenmesi için düzenlenen toplantıya katıldık.

 

Salonda gördük ki iki önemli kaygı hakim Birincisi incirin kalitesi ve iklimin incir kalitesine etkisi, ikincisi ise rekolte. Ege İhracatçı Birlikleri rekolteyi 74,5 bin ton olarak tahmin etmiş. Salonda ise her ihracatçı amacına uygun olarak rekolte tahmininde bulunmaktaydı. Üreticiden inciri düşük rakamlarla almak isteyen ihracatçılar içinde rekolteyi 120 bin ton gibi inanılmaz ve gerçek dışı rakamlara dahi ulaştıranların var olduğunu gördük. Büyük bir çoğunluk ise 100 bin ton rekoltenin fiyat kırmak için yeterli bir tahmin olduğunda birleşmiş durumdaydı.

Akıllarından geçen incir başfiyatı olarak 5 lira. Ancak bir gün önce TARİŞ’in açıkladığı 8,25 lira fiyat bu kesimi oldukça rahatsız etmiş durumda. Ancak TARİŞ’in piyasaya etkisi de tartışılır.

Şimdiye kadar alışık olduğumuz bu tür toplantıların dışında, farklı uygulamalara ve değişik tanıdık olmadığımız bir müzakere biçiminden oluşan toplantıya tanıklık ettik. Kuru İncir İhracatçıları Meclisinin yaklaşık on beş kadar üyesi olduğunu gördük.

Her ne kadar tasvip etmesek de incirin, tarladaki üreticisinden başlayan ve ihracatçıda biten yüzyıllar içinde oluşmuş üretim ve ticaret zinciri içinde yer alanlardan sadece ihracatçının dikkate alındığı diğerlerinin yok sayıldığı bir yapı ile karşılaştık.

Kendi içlerinde bile demokrasiyi ve söz hakkını tam anlamı ile oluşturamamış bir meclis yapısından kendi mensupları dâhil olmak üzere ne derece rahatsızlık duyulduğunu ve yadırgandığını ifade etmeme gerek yok sanırım.

2016 yılındayız ve kuru incirin işletmeci,ihracatçı tarafından alındığı şu günlerde konu yine gündeme gelecek.Üretici ve ihracatçının bir bölümü “ilk gemi yükleme tarihinin” kaldırılmasını talep ederken Ege İhracatçı Birlikleri Meclisinde hakim bir grup da sürdürülmesi yönünde çaba gösterecek.

Peki yangisi doğru? 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.