Takip Et

JEOTERMAL TEMİZ ENERJİ Mİ?

Sadece tarım, tarım tarihi, tarım ekonomisi konularında yazan bir tarım gazetecisi olarak tarımın tüm konularına yer vererek yazın hayatımızı sürdürümek istesek de bu pek mümkün olmuyor.

 

E-posta ve telefonla bizlere ulaşan pek çok okuyucumuzun, üreticimizin, hemşerimizin ve vatandaşımızın en sık sordukları, hatta çoğunluğunu teşkil eden soru ve sorunlarının başında jeotermal konusu geliyor.

Bunun da nedeni hepimizin malumudur ki jeotermal, artık bir yerel endüstri sistemi olmaktan çıkıp tamamen çevre sorunu, halkın yaşam biçimini etkileyen, gelir kaynaklarına musallat olan, sağlığını ve çocuklarının geleceğini doğrudan etkileme potansiyeli bulunduğuna inanılan bir faaliyetler bütünü haline gelmiştir.

Bize sorulan soruların başında, jeotermal şirketler ve dernekleri olan JES-DER’İN iddia ettiği gibi “jeotermal temiz enerji mi?” sorusu geliyor.

Önce tüm jeotermal enerji sektörünü töhmet altına almamak için ifade edelim ki sayıları çok az olsa da özellikle yabancı sermaye ortağı bulunan bazı jeotermal enerji şirketleri çevre konusunda duyarlı davranabilmektedir.

Sorunun doğru şekli “Türkiye’de jeotermal enerji temiz enerji midir?” olmalıdır.

Çünkü ülkemizdeki jeotermal enerji uygulamaları ile Batı'daki jeotermal enerji uygulamaları birbirlerine tamamen zıt uygulamalardır.

Kim bana, başka bir ülkede “etüt” amacı ile jeotermal akışkanların akarsulara boşlatıldığı konusunda örnek verebilir?

Evet bazı ülkelerde başlangıçta jeotermal akışkanların havaya, suya, atmosfere, insana, bitkiye, hayvana ve topyekun çevreye zararları anlaşılamamış olduğu dönemlerde bazı çevre kirlilikleri yaşanmış ancak kısa zamanda bu yanlışlardan dönülmüştür.

Yeni Zelenda’dan bir örnek vermek isterim: Warirakei jeotermal alanında İlk çalışmalar 1949'da başlar. 400 km2'lik bir alanın jeolojik ve jeofizik etütleri yapılmıştır. Buna müteakip yüze yakın sondaj (350-1000 m derinlikler arasında) yapılmış olup bunlardan 60'ı üretim kuyusudur. 220 MW'lık bir santral kurulmuştur. Bugünkü sondajları yaklaşık olarak 2 km uzunluğunda ve ortalama 600 m genişliğindeki bir fay/hoyt çevresinde yapılmaktadır.

Bugün çevre kirliliği konusunda örnek gösterilen bu alan, artık turizm rehberlerine girmiştir.

Çevre kirliliğinin büyük oranda önüne geçilmiş, turizme açık hale getirilmiştir.

Bizde ise bir örnek verelim: Sarayköy sınırlarındaki turizm/tarım alanı enerji sahasına dönüştürülünce bu bölgede arazi satın alarak otel ve turistik tesis yapmak isteyen yatırımcı bölgeyi terk etmiştir.

Bizde ise tünelin ucu bu açıdan henüz görülmemekte, kirletilen jeotermal sahalarla ilgili başta çevre yasaları olmak üzere diğer koruyucu mevzuatın uygulanması mümkün görünmemektedir.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.