Takip Et

HAYVANI YAŞAT Kİ ŞEFKAT YAŞASIN Çözüm İtalya'dan

 

Bugün size, bir bina cephesinde tadilat olacaksa o alanda yer alan her bir kırlangıç yuvasının telafisi için yapay yuva yerleştirilmesinin ve bunun projelendirilmesinin zorunlu olduğu bir şehirden, Milano’dan yazıyorum. Bu uygulama ulusal kanunun ve belediyenin hayvanları koruma mevzuatlarından geliyor. Bu kırlangıç kolonilerinin ve yuvalarının bir google haritası var. Harita üzerinde, yuvaların sayısı ve bulundukları binanın açık adresi ve yapı özelliklerine kadar tüm bilgiler yer alıyor. Güncel olarak değişiklikler işleniyor.

Bir süredir Milano’da yaşıyorum ve yöneticiler ile vatandaşların hayvanlara karşı üstün hassasiyetlerini sadece bu örnekte değil pek çok konuda gözlemleme şansım oldu. Ülkemizde tartışmaları süren ‘sokak hayvanları yasası’ nedeniyle burada konunun nasıl çözümlendiğini anlamak ve yasa tartışmaları için bir vizyon sunmak üzere yerel bölge yönetimi sorumluluğundaki veteriner sağlık ocağına ve belediye barınağına giderek yetkililerle görüştüm. Bu noktada beni büyük bir misafirperverlikle karşılayan ve tüm sorularıma içtenlikle cevap veren Veteriner Hekim Nicola ile sağlık çalışanları Cesare ve Annamaria’ya, inceleme süresince bana eşlik eden tatlı köpek Ugo’ya çok teşekkür ederim.

İtalya’da Sahipsiz Hayvanlarının Korunması ve Refahına Yönelik Uygulamalar

Daha önceki yasa ile sahipsiz hayvanlar barınaklarda toplanıyor ve sahiplendirilmeyen hayvanlar uyutuluyormuş ancak bu uygulama 1991 yılında çıkarılan sahipsiz hayvanların önlenmesine yönelik yasa ile kaldırılmış. Ne mutlu ki bizde bu uygulama hızla reaksiyon alan duyarlı halk kitlelerimiz sayesinde yasalaşmadan geri çekildi. Elbette ki bunda o yıllarda olmayan sosyal medya etkisi de çok yüksek ancak yine de İtalya’da 30 yıl önce yaşanmış ve çözülmüş bir krizle bugün mücadele etmek üzücü.

1991 yılında çıkardıkları çerçeve yasa, süreç içerisindeki geliştirmeler, Lombardiya Bölgesi ve Milano Büyükşehir Belediyesi mevzuatları ile bugün gelinen son noktada yıllardır sahipsiz hayvanlara zarar verenler, evcil hayvanlarını kimliklendirmeyenler ve sokağa atanlar için para ve hapis cezaları uygulanıyor. Öte yandan bazı tehlikeli diyebileceğimiz köpek ırklarını sahiplenmek isteyenler için devlet tarafından verilen köpek ile iletişimi ve kontrolünü öğreten bir eğitim ve sertifika da zorunlu. Diğer aşamalar şu şekilde;

*Tüm sokak köpekleri toplanıyor, bölge yönetimine bağlı veteriner sağlık ocaklarında sağlık kontrolleri ve aşıları yapılıyor. İyileşen sağlıklı köpekler belediyenin barınaklarına teslim ediliyor. Çip ve kayıt işlemleri ardından eğer sahiplenilmezlerse ömürlerinin sonuna kadar orada bakım altında yaşıyor. Sahiplendirmeler için de her köpeğin fiziksel ve psikolojik karakterlerine göre, evde bakılmaya uygunlukları yeşil-sarı-kırmızı etiketlerle belirtiliyor.

*Sokağa bırakılan ev kedileri için de bu süreç aynı şekilde işliyor ancak sokak kedileri için durum farklı. Kedilerin doğası gereği doğdukları ve sahiplendikleri çevrelerde yaşaması gerekiyor. Biliyorsunuz kediler bebekleri ile birlikte o ağacın kovuğunu, bahçe duvarınızın köşesini ve bazen çalılıkların dibini kendilerine mesken tutabiliyor ve hayatları boyunca orada yaşıyorlar. Burada o yerler ‘kedi koloni bölgesi’ olarak hayvan kayıt sistemlerine işleniyor ve aşıları ile sağlık durumları belediye tarafından sürekli kontrol altında tutuluyor. Kedileri bu koloni bölgesinden ayırmak kesinlikle yasak ve cezaya tabi. Koloninin olduğu bölgede yaşayan gönüllü bir vatandaş o koloni için atanıyor, böylelikle koloninin ihtiyaçları sürekli gözlem altında oluyor. Koloni gönüllüsü acil durumlarda belediyeyi bilgilendirerek tamamen ücretsiz şekilde kolonideki kedilerin tedavi, aşı ve bakımlarının yapılmasını da sağlıyor.

 

“Mahallenin Köpekleri”

Sahipsiz köpekler için İtalya’nın güney bölgelerinde mevzuatlarda yer alan ve tarihimiz boyunca kedi ve köpeklerle sürdürdüğümüz bütünleşik yaşamın gereği ile bizim kültürümüze daha uygun olduğunu düşündüğüm bir uygulamayı örneklemek istiyorum; “mahallenin köpekleri” olarak çevirebileceğim “cani di quartiere” uygulaması. İtalya Sağlık Bakanlığı’nın 2001 tarihli genelgesi ile ‘mahalle köpeği’ uygulaması başlatılıyor. Peki nedir bu uygulama? Bölge ve mahallelere göre değişen hassas bir süreçten sonra sahipsiz bir köpek ‘tehlikesiz’ olarak sertifikalandırılarak ve kısırlaştırılarak ‘mahalle köpeği’ statüsüne alınabiliyor. Böylelikle artık sahipsiz değil, mahalle tarafından sahiplenilmiş bir köpek oluyor ve ölene kadar o mahallede yaşamını sürdürüyor.

 

Var böyle artık o mahallenin maskotu haline gelmiş köpek dostlarımız. Apartmanımızdan çıkınca onu görmek, selamlaşmak, başını okşamak, dönünce kuyruğunu sallayarak bizi karşılaması belki de gün boyunca ruhumuza dokunan en güzel şey. Mahalleli ona isim koymuştur ve artık kocaman bir ailenin parçası olmuştur. Çocuklarımıza zarar vermenin aksine tamamen faydalıdır; merhameti, karşılıksız sevgiyi ve mamasını suyunu kontrol etmeleri ile sorumluluk almayı öğretir. Mahallemizin bu küçük dostlarını barınağa yollamadan sertifikalandırarak bizimle birlikte yaşamasını sağlayabileceğimiz bir önergeyi şiddetle savunuyorum. Öte yandan bu uygulama veteriner hekimlerin üzerinde çokça durduğu, ekosistemin sağlığı için sokakta köpeklerin olması gerekliliğini de karşılayacaktır.

 

 

 

 

Milyonlarca Köpek Barınaklara Nasıl Sığacak?

Bugün ülkemizde ilgili yasa hakkında en çok tartışılan konulardan biri ise milyonlarca sokak köpeğinin nasıl barınaklara sığdırılacağı ve dolayısıyla ‘gizli uyutma’nın yapılma ihtimali/endişesi… Peki bu süreç İtalya’da nasıl işledi? Yasanın çıkması ile birlikte, sadece belediyelerin değil derneklerin, stk’ların, gönüllü kuruluşların da büyük bir çabası olmuş ve tamamen gönüllülükle ve halk desteğiyle işletilen barınaklar inşa edilmiş. Böylelikle sahipsiz hayvanların pek çoğu bu barınaklarda sahipli şekilde yaşamaya devam etmiş. Belki bu açıdan bizde devlet tarafından da desteklenen kamu-özel iştirakli barınak modelleri geliştirilebilir. Bu model devlet ya da belediye arazilerinin bu yönde kullanımı, lisanslı veteriner hekimlerin atanmaları gibi hususları kapsayabilir.

İtalya için şunu da göz önünde bulundurmakta fayda var; 91 yasası öncesinde yaklaşık 5-6 yıl süren tüm sahipsiz hayvanların kısırlaştırılması, barınakta toplanması ve sahiplendirilmeyenlerin uyutulması ne yazık ki sahipsiz hayvan sayısını da büyük oranda azaltmış ve 91 yılındaki uygulamanın hayata geçmesini kolaylaştırmış olmalıdır. Öte yandan burada bölge yönetimine bağlı veteriner sağlık ocakları yüksek kapasiteli barınaklara da sahip. Belediye barınaklarında sahiplenilmesi ardından yer açılana kadar burada da barınmaları sağlanıyor. Böylelikle hem devlet, hem belediye hem de dernek ve stk’ların barınaklarının olması sahipsiz hayvan popülasyonunu karşılamaya yetiyor.

 

Barınakların Fiziksel Koşulları

Burada bulunan sağlık ocağı ve hayvan barınaklarının fiziksel koşulları ise son derece yüksek. Barınaklar için özellikle mevzuatlarda yapılan geliştirmeler çoğu uygulamayı zorunlu hale getirmiş. İlk girdiğimde doğal güzellikli bir parka girdim gibi hissetmiştim ki nitekim İtalyanca’da isimleri ‘sığınak parkı’ olarak geçiyor. Bazen vatandaşlar buraya hafta sonunu geçirmeye geliyorlarmış. İsteyenler başvurarak gönüllü olabiliyor ve bazı günlerde gelerek köpekleri gezdiriyor ve oyunlar oynatıyorlar.

Ziyaret ettiğim Milano Belediyesi’ne ait sahipsiz köpekler için düzenlenmiş barınak veteriner sağlık ocağının yanında yer alıyordu. Her biri 350m2’lik 8 pavyondan oluşan ve maksimum 200 hayvanın kabul edildiği eski bir çiftlik evinin düzenlenmesi ile inşa edilmiş. Her bölmede tek büyük köpek ya da 2 orta boy köpek yaşıyor. Ve bu bölmeler yerden ısıtmalı. Ayrıca köpeklerin eğitimi ve oynaması için tasarlanmış geniş çitlerle çevrili alanlar var. Bu şekilde hareket ve insan teması garanti altına alınıyor ve kötü muamele veya terkedilme travması yaşamış hayvanda güven ilişkisi oluşturması sağlanıyor.

Ayrı bir bölgede yer alan kedi çiftliği de yaklaşık 900 m2 alanı kaplıyor. Kedi odaları birbirlerine bir avluyla bağlı ve istedikleri zaman birleşip oynayabiliyorlar ya da modlarında değillerse saklanma alanlarına, sepetlere ya da kaplara sığınabiliyorlar. Kullanılan prefabrik malzemeler hijyenik özellikli. Hastalık durumları için karantina odaları da mevcut. Odaların içleri elektrik sistemi, aydınlatma, sıhhi tesisat açısından son derece donanımlı üstelik yerden ısıtma haricinde soğutma amacıyla klimalar da bulunuyor.

Sonradan inşa edilmiş bir ‘ev’ de var. Burası tamamen insan evinde olan mobilyalarla donatılmış ve hayvanları aile ve ev yaşamına alıştırmak için kullanılıyormuş. Ayrıca proje tüm sürdürülebilirlik ilkelerine de sahip. Barınakların tüm bu özelliklerine karşın “elbette hayvan dostlarımızın mutluluğu ancak onları sonsuza kadar yanlarında bulunduran gerçek bir ailenin sıcaklığı ve sevgisi ile garanti altına alınabilir” sloganıyla sahiplendirmeye son derece önem veriyorlar.

Bizim de izlememiz gereken yol bu olacak, yasa sonrasında pek çok vatandaşın barınaklardan kedi/köpek sahiplenmeye teşvik edilmesi yönünde uygulamaların da artması gerekiyor.

Özetle;

Ben küçük yaşlarımdan itibaren evinde ve bahçesinde bir kurt köpeğiyle büyümüş iki kedi sahibi biri olarak hayvan haklarının korunmasına yönelik büyük bir çabanın olmasını umutla takip ediyorum. Sokakta sahipsiz kimi köpeklerin insanlara zarar verdiği ve fakat onun yüz katı kadar da zarar gördüğü gerçeğini yadsımak mümkün değil elbette. Ne yazık ki köpeklerin dahi tecavüze uğradığı topraklarımız var… 

Bu nedenlerle sahipsiz hayvanların barınma, beslenme ve sağlık durumlarının sürekli kontrol altında olduğu sevgi dolu ve fiziksel şartları yüksek bir barınak/park ortamına inanıyor, belediye barınaklarına ek olarak devlet tarafından da desteklenecek kamu-özel iştirakli barınak modeli öneriyorum. Sokak kedilerinin yaşam alanlarında kolonileri ile birlikte korunmasını ve mahalleli tarafından sahiplenilmiş köpeklerin kısırlaştırılarak ve sertifikalandırılarak ait olduğu mahallede yaşamasını hem insan psikolojisi hem ekosistem için gerekli görüyorum. Yasa tartışmalarının ülkemize yakışacak şekilde tüm dünya ülkelerine örnek olarak şekillenmesini temenni ediyorum.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.