
tvDEN ekranlarında yayınlanan Baş Başa programına konuk olan Aydın’ın kanaat önderlerinden Orhan Erdem, Emin Aydın’ın sorularını yanıtlarken Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına, 1950 sonrası Demokrat Parti döneminden günümüz ekonomik yapısına kadar Aydın’ın sosyoekonomik serüvenini bütün yönleriyle anlattı. Erdem’in “Aydın’da sağlam bina kalmamıştı” sözleri, dönemin yıkımını gözler önüne serdi.
AYDIN’IN YIKIMI: “YUNAN GİDERKEN ŞEHRİ YAKTI”
Orhan Erdem, programda Aydın’ın Cumhuriyet’in ilanı öncesi ve sonrası durumunu değerlendirerek, “15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’e çıktı, o tarihten itibaren Milli Mücadele başladı. Yunan işgalinin Aydın’da büyük yıkıma neden olduğunu unutmamak lazım. Yunan giderken şehirde sağlam bina bırakmadı, köylerde erkek kalmadı, tarla sürecek adam yoktu” sözleriyle acı gerçekleri paylaştı.
“AYDINLI TÜCCAR KALMAMIŞTI, TİCARET DIŞARIDAN GELDİ”
Orhan Erdem, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Aydın’da ticaretin büyük ölçüde azınlıkların elinde olduğunu ve bu kesimlerin mübadele ile bölgeden ayrılmasıyla büyük bir boşluk doğduğunu belirtti: “Aydınlı Türkler tarlada, çobanlıkta çalışıyordu. Ticaret yapacak kimse kalmayınca Akseki’den, Kale’den, Tavas’tan tüccarlar geldi. 1926'da Kale'den tüccarlar geliyor, ilk eczane 1915’te açılıyor ama büyük tepki görüyor.”
SANAYİYE DİRENÇ: “AYDIN BEYLERİ FABRİKA İSTEMEDİ”
Atatürk’ün 1931 yılında Aydın’a basma fabrikası kurmak istediğini ancak yerel toprak ağlarının karşı çıktığını anlatan Erdem, “Toprak beyleri, ‘Fabrika kurulursa çalıştıracak adam bulamayız, pamuğu nereye satacağız’ diyerek yatırım istemediler. Atatürk de fabrikayı Nazilli’ye kurdu” ifadelerini kullandı.
MENDERES’İN MİRASI: “AYDIN’A ÖZEL BİR KATKI YAPMADI”
Demokrat Parti lideri Adnan Menderes’in Aydınlı olmasının kente özel bir katkı sağlayıp sağlamadığı sorusuna Orhan Erdem net yanıt verdi:
“Adnan Menderes ‘Önce Türkiye’ dedi. Aydın’a özel bir ayrıcalık tanımadı. Sadece kendi topraklarından bir kısmını köylülere dağıttı. O kadar.”
EKONOMİDE KIRILMA: “MARSHALL YARDIMI GÖSTERİŞTİ”
1950 sonrası ekonomik rahatlamayı hatırlatan Erdem, Marshall yardımlarının gerçek bir kalkınma aracı değil, ‘şirin gözükme’ amacı taşıyan yardımlar olduğunu söyledi:
“Bunlar Afrika ülkelerine verilen yardımlar gibi şeylerdi. Türkiye bağımlı hale geldi.”
DIŞ VESAYET GERÇEĞİ: “AMERİKA’NIN EYALETİ GİBİYDİK”
Erdem, Türkiye’nin uzun yıllar Amerikan vesayeti altında kaldığını belirterek tarihi örneklerle çarpıcı tespitlerde bulundu:
“1960 darbesi bile Amerika’nın bilgisiyle yapıldı. 1980’de Amerikalılar açıkça ‘Bizim çocuklar yaptı’ dediler. Bu kadar açıktı vesayet.”
İHRACAT GERİLEDİ: “1950’DE 8. SIRADAYDIK, ŞİMDİ 18’İZ”
Aydın’ın ekonomik sıralamada geriye düşmesini de değerlendiren Erdem, tarıma dayalı yapının değişmemesi ve sanayileşememenin temel sebep olduğunu belirtti:
“1950’de Aydın Türkiye’de 8. sıradaydı. Şimdi 18. sıradayız. Çünkü diğer şehirler sanayiyle kalkındı, biz ise yerimizde saydık.”
KÖY ENSTİTÜLERİ VE TRAKTÖR DEVRİMİ
Cumhuriyet’in ilk yapısal adımlarına da değinen Erdem, “Ziraat okulları, köy enstitüleri kuruldu. Demokrat Parti döneminde traktör ithalatı başladı. Karpuzlu'ya ilk traktörü babam getirdi, ilk pamuk ekimini o yaptı ama bilgi eksikliği vardı” diyerek kişisel hatıralarıyla dönemi anlattı.
SERMAYE SORUNU: “AYDIN’DAKİ EN BÜYÜK EUYDU”
Aydın’ın ekonomik gelişiminde en büyük sorunun sermaye eksikliği olduğunu vurgulayan Erdem, “Sabunhaneler vardı. Sabun sanayi Bilal Sabuncu gibi ailelerle bugün ihraç ürününe dönüştü ama Aydın Tekstil gibi büyük girişimler yenilenemedi. Geri kaldı” dedi.
DEMOKRASİ TARTIŞMASI: “BİZE DEMOKRASİ BAHŞEDİLDİ”
Türkiye’de demokrasinin bir mücadele sonucu değil, dış güçlerin yönlendirmesiyle geldiğini savunan Orhan Erdem, “Demokrasiyi biz hak ederek almadık, bize bahşedildi. O yüzden maya tutmuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Erdem, programın sonunda 60 sonrası Aydın’ın gelişimini, ticarette öne çıkan isimleri ve Aydın’ın neden geri kaldığını konuşmak üzere bir sonraki yayına söz verdi. (SELİME AYDEMİR)
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.