Takip Et
  • 27 Nisan 2023, Perşembe

SAVAŞA DEĞİL SEÇİME GİDİYORUZ...

Hızla değişen gündem içerisinde, Ramazan ayını ve bayramını geride bıraktık. Eğer araya bir başka gündem konusu girmezse, artık önümüzdeki tek gündemimiz 14 Mayıs'ta yapılacak olan seçimler...

Seçimler yaklaştıkça rekabet kızışmaya ve ne yazık ki bazen de haddi aşan söylemler ve eylemler ortaya çıkmaya başladı. Özellikle sosyal medya üzerinden hakaretler, küfürler ve yalanlar gırla gitmekte. Herkes, sanki seçime değil de savaşa gidiyoruz havasında...

Yapılacak seçimlerin elbette bir kazananı olacak; bize yakışan ise sandıktan hangi sonuç çıkarsa çıksın saygı duymaktır. Allah'ın ve milletin iradesinden daha büyük irade mi var?

Şunu kesinlikle belirtmem lazım ki, başkalarının üzüntüsü bizlerin sevinci olmamalı. Sevincimiz de üzüntümüz de mutedil ve saygı çerçevesinde olsun.

Sakın ola ki seçim ortamını provoke etmeye çalışan ve bizleri birbirimize karşı kışkırtıp kaotik bir ortam oluşturmaya çalışan şer odaklarının oyunlarına gelmeyelim. Unutmayalım ki herkes seçim ve memleket derdinde değil; bazıları seçimin puslu ortamından yararlanıp memleketi bölme ve milleti birbirine düşürme gayretinde...

Bu ülke ilk defa seçim görmüyor, seçimler gelir geçer ve biz gene başbaşa kalırız. Bir başka deyişle, sel gider kumu kalır. Herkes birbirinin konu komşusu, akrabası, hemşehrisi, arkadaşı veya dostu; bu nedenle sakın ola ki seçim gibi gelip geçici bir durum sebebiyle aramızdaki ilişkileri zedelemeyelim. Seçim bitecek ve gene yüzyüze bakacağız. Kimse kimseyi karalamasın, iftira atmasın ve sonrasında utanacağı sözler söylemesin.

Şunu asla aklınızdan çıkarmayın ve söz ve davranışlarınızı ona göre belirleyin;

Yarın "koyun" dediğiniz insanla gene yan yana çalışacaksınız, ayyaş dediğiniz arkadaşlarınızla birlikte yemek yiyeceksiniz, ahmak dediğiniz akrabanızla telefonda görüşüp hasret gidereceksiniz, dinsiz dediğiniz ahbabınızla ortak dualar edeceksiniz.

Şu sözü çok severim;

“Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin” (Don Herold)

Konu ile alakalı olan şu yaşanmış hadise daima kulağımıza küpe olsun;

İmamı Şafi Hazretleri, müzakere yaptıkları bir meselede talebelerinden birisi ile ihtilafa düşünce, talebesi öfkelenir ve dersi terk eder.

Akşam olunca, İmamı Şafii talebesinin evine gider. Öfkeli talebe, hocasının ayağına kadar gelmesine çok şaşırmıştır, fakat İmam Şafii’nin talebesine evinde verdiği son ders muhteşemdir. Talebesine şunları söyler:

1- Yaptığın ve üzerinden geçtiğin köprüleri yıkma; bir gün o köprüden geri dönmen gerekebilir.

2- Bizi birleştiren yüzlerce mesele dururken, sadece bir mesele yüzünden dostlarından ayrılma.

3- Hatadan nefret et, ama hataya düşenden nefret etme.

4- Günaha öfkelen, ama günahkara acı, ona merhamet göster.

5- Sözü eleştir, ama sözü söyleyene saygı göster.

6- Görevimiz, hastalığı tedavi etmektir, hastayı yok etmek değil...

Evet sevgili Dostlar,

İmam-ı Şafinin ikinci sıradaki nasihatına özellikle dikkatinizi çekmek istiyor ve diyorum ki; Bizi birleştiren yüzlerce mesele dururken, sadece (seçim ve siyaset gibi) gelip geçici bir mesele yüzünden dostlarımızı kırmayalım ve dostluklarımızı bitirmeyelim. Hepimizin aynı gemide olduğunu sakın aklımızdan çıkarmayalım...

Elbette ki eleştiri en doğal hakkımızdır; fakat mücadele fikirsel temelde olmalı, eleştirinin dozunu kaçırmamalı ve eleştiri ile saldırıyı birbiriyle karıştırmamalıyız. Aksi halde yara alacak olan demokrasi kültürümüz ve toplumsal barış olacaktır...

Dikkatinizi çekmek istediğim bir başka önemli husus ise, sosyal medya ve interneti kullanırken çok dikkatli olmamız gerektiğidir. Sakın ola ki bir anlık heyecan ve duygusallıkla insanları rencide edecek iftira ya da hakaret niteliğinde paylaşımlarda bulunmayalım. Sosyal medyada yazdığımız ve paylaştığımız her şeyden sorumlu olduğumuzu da asla unutmayalım.

Etiketlendiğimiz paylaşımlardan da sorumlu olduğumuzdan, sosyal medya hesaplarımızın başkaları tarafından etiketlenmesine izin vermeyelim.

Seçimler gelir geçer. Önemli olan huzur ve barış içerisinde bir seçim süreci yaşamak ve seçim sonrasına kalbi kırık ve hakarete uğramış insanlar bırakmamaktır. Unutmayın ki iyi ve kötü günümüzde siyasetçiler değil, sadece komşular, akrabalar, arkadaşlar ve dostlar yanımızda olur...

Son söz Kahraman Tazeoğlu'ndan gelsin;

Suç işlemeden katil olanlar, sadece kalp kıranlardır...

Esen Kalın... 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.