Takip Et
  • 17 Kasım 2022, Perşembe

KUKLAYI DEĞİL, KUKLACIYI VURMALI...

Geçen Pazar günü hainler gene yüreğimizi dağladılar. Beyoğlu İstiklal Caddesi'ndeki bombalı saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti ve onlarca vatandaşımız da yaralandı.

Emniyet güçlerimiz tarafından olaydan kısa bir süre yakalanan Suriye uyruklu kadın bombacı, yapılan sorgusunda PKK/PYD/YPG terör örgütü tarafından özel istihbarat elemanı olarak yetiştirildiğini ve Afrin-İdlib üzerinden Türkiye'ye eylem yapmak için kaçak yollarla giriş yaptığını söyledi.

İstiklal Caddesi'ndeki patlama tüm dünyada gündem olurken, bombalama olayından 3 gün önce İngiltere makamlarının Ankara ve İstanbulda yaşayan vatandaşlarına yönelik "Teröristlerin Türkiye'de saldırılar düzenlemeye çalışması çok muhtemeldir" uyarısı hemen akıllara geldi.

Zamanlaması manidar olan bu ifadelerin alt metninde yer alan cümlelerde ise, saldırıların ayrım gözetilmeksizin yapılacağı bildirilmekte ve yabancılar tarafından ziyaret edilen yerler, kamu binaları, büyük etkinlik alanları veya halka açık yerler işaret edilmekteydi.

Söz konusu hain saldırıdan hemen üç gün önce yapılan bu açıklama bana şu meşhur Kızılderili atasözünü hatırlattı;

"Bir suda iki balık kavga ediyorsa, oradan beş dakika önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir"

Öte yandan, menfur saldırı sonrası pekçok ülkeden taziye ve teröre lanet mesajları yayınlandı ki, bu ülkelerden biri de Amerika Birleşik Devletleri idi. ABD'nin paylaşımında "ABD, Türkiye'nin İstanbul şehrinde meydana gelen şiddet eylemini güçlü biçimde kınamaktadır. Yaralananlara geçmiş olsun dileklerimizi, sevdiklerini kaybedenlere en içten taziyelerimizi sunuyoruz. Terörle mücadelede NATO müttefikimiz Türkiye ile omuz omuzayız." ifadelerine yer verildi.

ABD'nin söz konusu mesajından sonra ne mi oldu?

İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu, ABD'nin iki yüzlü politikasına karşı verilmesi gereken en doğru ve en güzel cevabı verdi. Soylunun açıklamasında "Amerikan Büyükelçiliğinin taziye dilemesini kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Kobani gibi terör bölgelerini besleyen, oradan Türkiye'nin huzurunu bozmaya çalışan bu anlayışa kendi senatolarından para gönderen bir devletle bizim müttefikliğimiz elbette ki tartışılmalıdır. Bu kadar açık ve net" ifadeleri yer aldı.

Açıkça söyleyebilirim ki, Sayın Bakanın bu açıklaması ile gurur duydum. Bu açıklama bana, Türkiye'nin artık eski Türkiye olmadığını bir kez daha hatırlattı. Ne mutlu ki, bebek katili PKK/PYD/YPG terör örgütünün destekçisi ABD'nin iki yüzlü politikasını artık yutmuyor, ihanetlerini de açıkça yüzlerine vurabiliyoruz. Bunu dünyada bu denli üst perdeden yapabilen tek ülkenin de Türkiye olduğunu söyleyebilirim. Atatürk'ün söylediği gibi;

"Ne mutlu Türküm diyene!"

Öte yandan, terör destekçileri İngiltere ve ABD'nin durumu, bana Malcolm X'in şu sözünü hatırlattı;

“İster mermi kullansın, ister oy pusulası; insan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı”...

Gerçekten de kuklalardan ziyade kuklacıları vurma zamanı geldi de geçiyor bile...

Bir başka söylemle, ağaçlardan ziyade ormana, sineklerden ziyade bataklığa odaklanmak, terörün kökünü kazımak için en doğru yol olacaktır.

Peki, kuklacıların parmaklarını ucunda oynayan kuklalar sadece eline bomba alıp sivil ve masum halkın ortasına bırakanlar mı?

Ya da ellerine silah verilip günahsız insanları öldürenler mi?

Dostlarım,

Kukla olmak için ille de patlayıcı bir madde ya da araç kullanmak gerekmez. Eline bir kalem alıp yazdığı yazılarla terörizme destek olanlar, sosyal medyadan yaptığı paylaşımlarla kuklacıların ekmeklerine yağ sürenler, siyaset yapıyorum ayaklarına hainlik yapanlar ve kapalı kapılar ardında kuklacılarla iş tutanlar da birer kukladır. Bundan zerre şüpheniz olmasın.

Tıpkı, Beyoğlu'nda İstiklal Caddesi'nde PKK tarafından gerçekleştiren hain bombalı saldırının ardından sosyal medya hesabından attığı tweet ile saldırıyı seçime bağlamaya kalkan ve daha sonra da şerefsizliğini daha da ileri götürerek "Zanlı taksi bulabilsin diye yabancı uyruklu seçilmiş olabilir. Türk uyruklu olsaydı taksi almazdı, kalakalırdı!" ifadelerini kullanan gazeteci bozuntusu gibi...

Tıpkı, hain saldırının güya bir kurgu olduğunu ima ederek, "Bu filmi daha önce görmüştük sanki" diye paylaşım yapan sanatçı müsveddesi gibi...

Tıpkı, Taksim'deki bombalı saldırıyla ilgili olarak, "İnsanın aklında, biz bu filmi yeniden mi görüyoruz sorularını uyandırıyor" yorumunu yapabilecek kadar alçaklaşan gazete ve televizyoncu parçası gibi...

Ve daha yüzlerce kendini bilmez medya kullanıcısı ve paylaşımcısı gibi...

Bu tür insanlara en güzel cevabı ise bir parti başkanı verdi;

"Masumlara bombayla saldıranlar, buna göz yumanlar, bununla itibar kazanacaklarını zannedenler şerefsiz kere şerefsizdir"

Hay ağzına sağlık!

Son söz;

İster maddi yardımda bulunun, ister dua edin, ister tweet atın, kuklayı da kuklacıyı da iyi nişan alın…

Esen Kalın... 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.