Takip Et

Kırmızı toprak, Karacasu…

Aydın’ın çömlek yapımında kullanılan kırmızı toprağı, pidesi ve Afrodisias antik kenti ile ünlü ilçesi Karacasu’yu bilmeyen yoktur sanırım. Ama, gidip, görmeyen mutlaka vardır.

Ben de bir Aydınlı olarak geçen haftaya kadar Karacasu’yu bilip, fakat gidip görmeyenlerdendim. Hafta sonu tatilini değerlendirmek için ailecek gittiğimiz Karacasu’da yaşadıklarım, gördüklerimden sonra, yaşadığımız memleketin her ilçesini, tarihi yerlerini, gezip, görmemiz gerektiğini bir kez daha anladım.

 

Karacasu’daki ilk durağımızda yemek molası verdiğimizde, ilçenin köklü pide ustalarından Halil İbrahim Usta ile tanışma fırsatı buldum. Halil İbrahim Ustanın sıcak ve samimi sohbeti, meşhur pidesinden bile daha lezzetliydi. Daha sonra bize Karacasu’yu anlatırken, kapıya kadar uğurladı.

 

Ardından Karacasu’ya özgü olan kırmızı toprağın işlenip, usta ellerde şekillenerek çömleğe dönüştüğü testiciler sokağına gittik. Orada tanıştığımız çömlek ustası Hüseyin Kocabıyık’ın, daha önce televizyonlarda gördüğümüz çömlek yapımını canlı olarak görme fırsatı bulduk. Bu sırada Halil İbrahim Usta gibi, Hüseyin ustanın da sıcak ve samimi sohbeti dikkatimi çekti. Çamurdan yaptıkları eserlerin ekonomik karşılığının ölçülemeyecek düzeyde olduğunu gördüm. Oradan da alışverişimizi yaptıktan sonra kapıya kadar uğurlandık.

 

Daha sonra her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği, Geyre’deki Afrodisias antik kentine gittik. Antik kentteki gezimiz sırasında bir kişi ile merhabalaşarak, sohbet etme imkanımız oldu. Çok güzel Türkçesi ile Afrodisias antik kentinin bazı bölümlerinin bizim bilmediğimiz tarihçesini anlattığında, nereli olduğunu sorduk. Aldığımız cevap, “Hawai Adaları’ndanım” oldu. Türkçe’yi hatasız olarak nasıl konuşabildiğini sorduğumuzda da, Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitim aldığı söyledi. Yani kilometrelerce öteden, Hawai Adaları’ndan gelen turist, kendi memleketimizde, burnumuzun ucundaki antik kent hakkında bize tarih dersi verdi. Açıkçası bu bana güzel bir ders oldu. Bu olayın ardından, eşimle birlikte memleketimizdeki görmediğimiz yerleri gezip, görme ve bilgi sahibi olma kararı aldık.

 

Karacasu’daki son durağımız meşhur Kahvederesi Yaylası oldu. Kahvederesi’nde de akşam yemeğimizi yedikten sonra, işletmeci Halil Kurt tarafından yine sıcak bir sohbetle arabamıza kadar uğurlandık.

 

Bölgede, çömlek yapımında kullanılan kırmızı toprağın bulunabildiği tek yer olan Karacasu’nun, insanının da kırmızı toprağı gibi farklı olduğunu gördüm. Karacasu’nun insanlarının sıcak kanlılığı, samimi sohbetleri, tabi Hawai Adaları’ndan gelen turisti bende büyük bir iz bıraktı.

 

Aydın’ın gidip, görmediğimiz diğer ilçelerinde de sıcak kanlı nice insanın olduğuna inanıyorum. Eğer, “Aydınlıyız” diyorsak, fırsat ve imkan bulduğumuzda, “Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü” olarak adlandırılan memleketimizin ilçelerini gezip, görmek ve tarihi hakkında bilgi sahibi olmamız gerektiğini düşünüyorum.

 

***

Son olarak, tüm meslektaşlarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun...

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.