Takip Et
  • 25 Ocak 2014, Cumartesi

Farklı Ortamlarda Egzersiz ve Yükselti

Bu haftaki yazım belki de sadece elit spor yapan ve yaptıran kişilere yönelik, ancak gelen maillere bir cevap niteliğinde de oldu. Dünyada son yıllarda yerleşim merkezlerinin giderek genişlemesi ve iletişim imkânlarının artmasıyla birlikte, yeryüzünün her kesimlerinde egzersiz yapan insanların sayısı gün geçtikçe hızla artmaktadır. Fazla soğuk iklimlerden fazla sıcak bölgelere veya yüksek irtifada yaşayanlara kadar çok geniş bir insan kitlesi değişik çevre koşullarıyla karşı karşıyadır. Bu bölgelerde yaşayan insanların spor egzersizleri sırasında karşılaştıkları farklı stresleri ve çevre koşullarının bedensel kapasiteyi zorlayıcı etkilerini dikkate almadan başarıya ulaşmaları mümkün olamayacağı gibi, zaman zaman yaşamı risk ve tehlikeye sokan durumlar da ortaya çıkabilmektedir. Onun için, çevre koşullarının değişik ve vücudu zorlayacak etkilerinin bir arada olduğu ortamlarda, sportif etkinliklerin bazı özelliklerinin bilinmesinde yarar vardır.

 

Farklı ortamlarda egzersize ilk örnek olarak alçak ya da düşük basınç (hipoksik hipoksia) şartlarında yapılan spotif etkinlikle başlayalım. Deniz seviyesinden yükseklere çıkıldıkça hava basıncının azalmaya başladığını biliyoruz. Bu nedenle deniz düzeyinde 760 mm Hg olan basınç, 5486 metrelik yükseklikte bunun hemen hemen yarısı kadardır. İşte o zaman atmosfer basıncının azalmasına bağlı olarak gerek solunan havada, gerekse alveollerde parsiyel oksijen basıncı (pO2) düşer ve kanın O2 ile satürasyonu bozularak “hipoksik hipoksia” durumu ortaya çıkar. Havadaki O2 oranı % 20.9 olduğuna göre, Dalton Yasası’na göre, barometrik basınçla orantılı olarak pO2′de düşme olur. (pO2 = 0.209 X Barometre basıncı). Böylece deniz düzeyinde 150 mm Hg olan pO2, 3048 metre yükseklikte yalnızca 107 mm Hg’dir ve buna bağlı olarak bazı fizyolojik zorlanmalar ortaya çıkar. Bunun en tipik örneği 1968 yılında Mexico City Olimpiyat oyunlarında yaşanmıştır. 2300 metre yükseklikte yapılan olimpiyat oyunları sırasında, 2 dakikadan uzun süren yarışmaların hiçbirinde dünya ve olimpiyat rekoru kırılamamıştır. Ancak bu sürenin üzerindeki bütün yarışmaları nerdeyse Kenyalı ve Etiyopyalı atletlerin derece yapmasında bir tesadüf değildir. Bunla birlikte, hava yoğunluğunun ve hava basıncının azlığı sayesinde, Mexico City’de Bob Beamon’un, 8.90 metrelik uzun atlama rekorunu kırması bir tesadüf değildir. Bu durum birçok otorite tarafından basınçla ilgili olduğu söylenmiştir. Orta derecedeki yüksekliklerde bile, örneğin 1981 metrede, alveolar pO2 78 mm Hg’ye inerken (deniz düzeyinde 100 mm Hg), hemoglobinin % 90 kadarı O2 ile satüre olabilir. Daha yüksek irtifada ise hemoglobinin O2 ile satürasyonu çok azalır ve fiziksel etkinlik belirgin biçimde güçleşir. İrtifa artışına bağlı yükseklik hipoksisin de erken ve geç belirtiler ortaya çıkabilir.

 

Bu belirtiler ikiye ayrılır erken dönemde hipoksi ve geç dönemdeki hipoksi belirtileri;

ERKEN DÖNEM HİPOKSİ BELİRTİLERİ

1. Solunum sistemi bozulması: Hipervantilasyon başlar, bu durum anormal derin ve hızlı soluk alma halidir. Hipervantilasyon genellikle anksiete durumunda oluşur. Bu nedenle bir dakika içerisinde alınan nefes sayısının erkekler için 12-14, kadınlar için ise 14-15 olması tavsiye edilir. Bu değerlerde aşırı artış bedendeki karbondioksit miktarında değişime sebep olmaktadır. Kandaki karbondioksit oranının ne olduğu kandaki oksijen oranı kadar önemlidir. Çünkü karbondioksit bedendeki alkalin ve asit karışımının istenilen oranda kalmasına yardımcı olmaktadır.

2. Asid-baz dengesi bozulması: Hipervantilasyon sonucu CO2 azalmasına bağlı olarak kan pH’ı alkali tarafa doğru kayması.

3. Kardiyovasküler sistemde bozulma: Submaksimal kalp atım oranı artmasına karşılık atım hacmi aynı kalır.

 

GEÇ DÖNEMDEKİ HİPOKSİ BELİRTİLERİ

1. Solunum sistemi bozulması : Hipervantilasyon oluşur.

2. Asid-baz dengesi bozulması: Böbrekler yoluyla alkali kaybı oluşmasına bağlı olarak alkali rezervlerde azalma olur.

3. Kardiovasküler sistemde bozulma: Submaksimal kalp atım oranının artmasına karşılık atım hacmi azalır. Maksimum kalp atım oranı düşer. Plazma hacmi azalır. Buna bağlı olarak hematokrit yükselir. Kanın hemoglobin konsantrasyonu artar.

4. Kas sistemi: İskelet kaslarının kapillarizasyonunda, mitokondriumlarda ve aerobik enzimlerde artmasına neden olur.

 

Çok uzun süreli yüksek irtifaya maruz kalma, önemli oranda büyük bir bölümü kas dokusu olan ağırlık kayıplarına neden olur. Ağırlık kaybı çoğunlukla rahat olmayan bir çevrede beslenme bozukluğunun sonucu olabilir. Yüksekte kas kuvveti, maksimal kas gücü ve anaerobik performans kütlesi korunduğu sürece etkilenmez. İlaveten, aerobik komponent içeren aktiviteler performansı bozmaz ve sprint gibi şiddetli egzersizler antrene edebilir.

 

Ne kadar kalınması sorusun cevap ise; Yüksek irtifada minimum 21 günlük egzersiz, organizmada özellikle kan parametreler artışlara, aerobik ve anaerobik kapasitelerde hipoksiaya bağlı değişimler meydana gelir. Ancak yapılan çalışmalarda, birbiriyle çelişkili sonuçlar mevcuttur. 5200 metre ve daha yüksek irtifalarda 5 haftadan daha uzun süreler kalmak, özellikle kas kütlesinde bir azalmaya dolayısıyla da vücut ağırlığında bir düşüşe neden olduğu araştırmalarla ortaya atılmıştır.

 

Özellikle çocukların yüksek irtifaya maruz kalmaları büyüme ve gelişmelerini olumsuz yönde etkilemekte olduğu bilimsel çalışmalarla ispatlanmış ancak anaerobik performansların da bir değişiklik görülmemektedir. Ancak çocukların sosyo-ekonomik düzeylerine bağlı olarak, yüksek irtifada anaerobik performansların farklı olduğu gözlenmiştir. Sağlıklı günler dilerim.

 

KAYNAKLAR: *Akgün, N., (1994). Egzersiz ve Spor Fizyolojisi. Ege Üni. Basımevi. 2. Cilt. İzmir. Arnheim, DD., Prentice, WE., (1993). ** Priciples of Athletic Training. Mosby-year Booh USA **Açıkada C., Ergen E., (1990). Bilim ve Spor. Büro tek ofset matbaacılık. Ankara. Ak N., (1993). Egzersiz Fizyolojisi. Ege Üni. 2. Cilt, İzmir. ***inemre, A., (1996). Yükselti antrenmanı. Yüzme Bilim ve Teknoloji Der.3:7. Coudert, J., ( 1992). Anaerobic performance at altitude. Int. J. Sports Med. 13 :1, 82 Çilli, M., (1995). Yükseltinin dolaşım ve solunum parametreleri üzerine etkileri. Atl. vı Çoksevim, B., (1991). Yükseldiğin getirdiği problemler. Erciyes üni. Beden Eğitimi ve ABD Yüksek Lisans ders notları.Kayseri. ***Doğar, AV., Tamer, K., Erol, E., Günay, M., (1996) Yüksek irtifada yaşayan elit , orta ***Kaystr ve ark, 1993. Fulko ve ark 1998 Yazılan makaleler. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.