Takip Et
  • 1 Nisan 2023, Cumartesi

AYDIN’DAKİ ANTİK KENTLER 1- AFRODISIAS

“Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim.”

Augustus

Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'e adanmış Aphrodisias Antik Kenti, Karacasu’nun Geyre Mahallesi’nde bulunuyor. Tarih boyunca Ninoepolis, Lelegpolis, Karia, Aphrodisias, Stavrapolis gibi çeşitli isimler ile anılan kent, Pax Romana döneminde altın çağını yaşamış ve günümüze dek korunan Agora Kapısı, Aphrodite Tapınağı, Heykel Atölyesi, Sebasteion, Stadyum, Tiyatro, Tetrapylon gibi yapıların çoğu bu dönemde inşa edilmiş.

*

Aphrodite Tapınağı’ndan günümüze kalanlar, aslında Geç Antik Çağ’da dönüştürülmüş olduğu kilise yapısı. Tapınak tanrıçanın evi ve içinde tanrıçanın kült heykelini barındırıyor. Tapınağın kronolojisi yazıtlarla kesinleşmiş olmakla birlikte tapınağın altında yapılan sondaj çalışmalarında arkaik dönem seramikleri ve farklı bir doğrultuda inşa edilmiş daha erken yapılar bulunmuştur. Bunların arasında büyük bir Hellenistik dönem çakıl mozaik parçası da ele geçmiştir ancak Roma tapınağının öncülü olabilecek bir buluntuya rastlanmamıştır. Tapınak, M.S. 500 civarında kiliseye dönüştürülmüştür. Aphrodite Tapınağı, bazilika planlı bir kilise olan Aziz Michael Katedraline dönüştürülmüş ve yerine yapıldığı sütunlu pagan tapınağından çok daha büyük bir hale gelmiştir.

*

Tetrapylon, Aphrodite Kutsal Alanı’nın sütunlu anıtsal girişidir. Her iki tarafta bulunan alınlıkları destekleyen on altı sütunu vardır. Tetrapylon, Antoninler dönemi stilinde, bol süslemeli bir prestij yapısıdır. Doğu tarafından kuzey-güney doğrultulu geniş bir sokaktan girilip bu kapıdan geçilerek geniş ve açık bir ön avluya varıldıktan sonra asıl kutsal alana girilir. Kapıdan geçer geçmez sokağın kamusal alanından çıkıp Aphrodite’nin mekanına girilmiş oluyordu. Merkezdeki kemer içerisindeki Aphrodite figürü Hristiyanlık döneminde silinerek yerine kabaca kazınmış bir haç yapılmıştır.

*

1979 yılında açılan Aphrodisias Müzesi’nde Aphrodisias’taki kazılarda bulunmuş eserler sergilenmektedir. Eserlerin çoğunluğunu heykeller oluşturmaktadır. Müze girişinin karşısındaki duvarda yer alan büstler bazı ünlü antik filozof ve devlet adamlarına aittir. Bundan sonraki salonda imparator heykelleri, portre heykeller, portre büstler ve mevsimleri betimleyen figürlerin yer aldığı özgün bir lahit yer almaktadır. Melpomene salonunda, giyimli devlet adamları, tragedya perisi Melpomene ve Apollon’a ait heykeller sergilenmektedir. Bu heykeller, Afrodisias’ın Antik Dönem’de Salbakos (Babadağ) eteklerinde yer alan mermer ocakları sayesinde önemli bir heykelcilik okulunun günümüze ulaşan ürünleridir.

*

Bölgede 1904’te Osman Hamdi’nin çabalarıyla Fransız ve 1937’de İtalyan ekipler çalışmalar yürütse de Afrodisias’ta modern anlamda ilk arkeolojik kazılar Ara Güler’in 1958’deki keşfi sonrası 1961’de arkeolog Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim’in girişimleriyle başlamıştır. Erim, buradaki antik tiyatro ile 30 bin kişilik dev stadyumu ortaya çıkarılması için gerçekleştirilen kazılara başkanlık etmiştir. Mezar taşındaki ifadelerle ‘otuz yılını bu antik kentin ortaya çıkmasına adayan’ Kenan T. Erim, 1990’da özel izinle Tetrapylon Anıtsal Kapısı'nın yanına defnedilmiştir. Erim’in ölümü sonrası çalışmaları New York Üniversitesi arkeologları devam ettirmiştir.

*

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından 9 Temmuz 2017’de yaklaşık 2-3 km. kuzeydoğusunda bulunan antik mermer ocakları ile Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmesi sonrası Aydın Valiliği tarafından 2018 yılı Afrodisias yılı ilan edildi.

*

Son olarak, 1958’de Hayat mecmuası tarafından Adnan Menderes’in açılışını yapacağı Kemer Barajı’nı fotoğraflamak üzere bölgeye gönderilen fotoğrafçı Ara Güler’in Afrodisias’ı fotoğraflayan ilk kişi olduğu düşünülse de bölgenin ilk fotoğrafları bundan 51 yıl önce çekilmiş. Nisan 1907’de Gertrude Bell tarafından çekilen bu fotoğraflar New Castle Üniversitesi arşivinde bulunuyor. Bell, 22 Nisan 1907 Pazartesi tarihli günlüğünde Afrodit Tapınağı’ndan ve tiyatrodan da söz ediyor. 

*

 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.