Takip Et
  • 5 Şubat 2014, Çarşamba

Yalnızlık

'Yalnızlık bir yağmura benzer' değil mi? Dağ başında yapayalnız çocuğun üzerine yağan sağanak. Birazdan güneş çıkacak ortalık aydınlanacak ısınacak. Oysaki bazı yağmurlar da vardır ki kırk gün kırk gece yağar bıktırır insanı. Aslında yalnızlığın Tanrısal bir boyutunun olduğu da söylenir:'Yalnızlık Allah'a mahsustur.' Bir edebiyat adamının, şairin ya da sevda çekenin yaşamının belli zamanlarında yalnız olması kaçınılmazdır. Aslına bakacak olursak tüm canlıların kaçındığı, kaldıramadığı duygusal, duyarlıksal bir şeydir yalnızlık. Bitkilerin ekolojik dengede hayvanların popülâsyonunda her yerde birbirine ihtiyaç duyması mesela... Ayrı apayrı bir ülkedir.

 

Acaba diyorum bazen, sevgi ve aşk da yalnızlıktan kaçmanın bir başka yolu mu? Yalnızlık korkumuzdan mı savıyoruz? Yoksa gerçek yalnızlık kalabalık olan mı? Bunlar hep bizim içsel yalnızlık anlayışımızdır aslında. O içsel dünyada hiç kimse yalan söylemez. Sizin güzelliğinizden geçmemiş hiçbir şeyin yeri yoktur yalnızlık diyarında. Yüreğinizin dokunduğu incelikleri görmeden geçemezler sizin ülkenize. Bu ülke öyle bir yerdir ki şarkıları yalnızca siz seçersiniz. Bütün kahramanlarınız sizin yüreğinizi taşır. Kapılarınız ancak isteyene açılır. Çıkış saati de dönüş saati de yoktur. Uzaklık yoktur zorunluluk hiç yok. Bu ülkede hiçbir şey eskimez. İçinizden geçmeyen hiçbir şey dudaklarınızdan çıkmaz. Sadece birini gerçekten özlemişseniz o zaman yüreğiniz etinize batar. Geceyi gündüzlerin, gündüzü gecelerin dokuduğu has kumaşlardan bir yürek giysi olur sevdanıza, yalnızlık adı altında.

 

Ve yalnızlık, Cemal Süreyya’nın da dediği gibi :'' Biliyorsun ben hangi şehirdeysem yalnızlığın başkenti orasıdır.'' Unutmayın yalnızlık bizim içimize ve dışımıza ışık veren biricik penceremizdir. İki kanadı vardır, ıstekten ve sevdaya korkusundan çarpar durur içimizde.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.