Takip Et

AYDIN'IN TURUNCU BİTKİ ÖRTÜSÜ

İlk önce Aydın Devlet Hastanesi önündeki Kızılay Caddesi’nde gördüm bunları. Geçici olarak yapılmıştır herhalde diye düşündüm. Sonra üniversite kampüsünde de görünce dedim ki “kesin geçici”. Çünkü bilim üreten bir üniversitenin kampüsünde belirlenen basit bir problem için bulunacak çözüm bu olamazdı. O yüzden düzenleme yapılana kadar önlem amaçlı kullanılıyor sandım. Ama ne oldu yıllar geçti, bunlar geçmedi. Kaldılar oldukları yerde mıh gibi. Aydın’ın bitki örtüsü; olur olmadık yerde pat diye turuncu turuncu bitmeye başladılar. Bir bakıyorsunuz yok bir bakıyorsunuz hop orada. Tüm Aydın sarıldı.

*

Örneğin bir kanal var bizim mahallede yıllardır çocuklar içine düşecek diye korkar mahalleli. Üzerini ızgarayla kapatmadılar da bir tarafına bunlardan sıraladılar inanır mısınız? Sorunu çözmek yerine ‘bakın burada bir sorun var’ işareti kondu gitti. Arasından çocuk da geçebiliyor araba da. Estetik de değil aksine yaratılışları gereği göz kanatıyor. Bir işe yaramadığı gibi çevremizi çirkinleştirdiği için herkes belediyenin çalışıyor gibi görünmeye çalışırken iyice kontrolü kaybettiği noktasında hemfikir. Eminim pek çok mahallede de benzer işler oluyor.

***

Nedir bunlar? Uyarıcı renklerin ve fosforun kullanıldığı trafik ve iş güvenliğini sağlayan trafik malzemeleri. (’nden oluşan turuncu bitki örtüsü). Bu turuncu dikmelere ‘delinatör’ deniyor, altındaki sarı tamponlar da yol butonu. Bazen dubalarla ve levhalarla destekleniyor bu sistem. Koskoca kent oluyor size sürücü kursu eğitim sahası. Bu malzemeleri düz sıralayıp gidince iki farklı kullanımı ayırmak amaçlanıyor belli. (Biraz daha tepkisiz kalırsanız bu duruma, salonla mutfağınızı ayırmak için evinize dikecekler bunlardan, “demedi” demeyin.) Bir de üçgen, dörtgen, daire şeklinde diziliyor, o da kavşak adası oluveriyor. Ortasına çiçek böcek heykel koymaya da gerek yok. ?

*

Aydın’da o kadar yoğun kullanılıyor ki artık göz alışkanlık kazandı ve gerekli uyarıcı işareti de alamıyor. Aynı alanda sık kullanımı da renkleri ve fosforları sebebiyle önde/geride algısını kaybettiriyor. Sağa dönülüyor mu dönülmüyor mu? Yazılar da okunmuyor araçtayken, giriş mi yasak oradan nedir?….Derken kaza yapmak an meselesi. Tabi bunlara çarparsak eğilip bükülüyor, hem kendisi hem de arabanız hasar almasın diye düşünülmüş bir özellik. Ancak bu bilindiği için üzerinden de yavaşça geçiyor millet. Hatta üzerine park edildiği örneklerine de rastladım. Dolayısıyla işlevselliği de kaybedilmiş durumda.

*

Peki nerelerde kullanılır? Trafik kontrollerinde, yol bakım ve onarım çalışmalarında, çeşitli sebeplerle oluşturulmuş araç parkurlarında, şantiye alanlarında ve tehlikeli bölgelerde ucuz ve pratik montajı ile geçici olarak kullanılması için üretilmiştir. Ama bunu çıkıp insanların günlük yaşamlarında sürekli deneyimleyeceği şekilde kentin tamamına diker geçerseniz bu en hafif tabirle vatandaşa saygısızlıktır. Vatandaşın ve aracının hareketini bu turuncu plastiklerle ucuz yoldan ‘hizaya getirmek’, kente ve kentliye hakarettir. ‘Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü’nün gördüğü muamele çok üzücü.

*

Böyle tüm yaşam alanını kaplayan bir hareket düzenleme sisteminin başka nerede daha kullanıldığını söyleyeyim: Hayvan çiftliklerinde. Padoklar ve hayvanların belirli sıra halinde ilerlemesini sağlamak için dikilen çitler de bu işlevi görmesi için vardır başka hiçbir şey düşünülmez. Çünkü “hayvan ne anlar estetikten? Yolunu şaşmasın, koyduğun kurala uysun yeter.” İşte size yapılan da bu, değersizleştirme. Bir başka ihtimalde de size çok değer veriliyor ama bu trafik malzemelerini satan firmaya daha çok değer veriliyor, o da olabilir.

*

Oysa kent, doğal öğeleri, yapıları, araç ve yaya yolları ile bir bütündür. Bu parçalar, insanın sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmesi amacıyla incelikle bir araya getirilmelidirler. Dolayısıyla bu bir araya gelişin, işlevsellik yanısıra uyum, bütünlük, özgünlük, estetik gibi pek çok kriter ile sağlanması gerekir. Belediyeler zaten bunu taahhüt eder. Araç ve yaya hareketlerini düzenlemek için de sayısız kentsel donatı elemanları geliştirildi. Endüstriyel ve peyzaj tasarımları ile geçtiğiniz sokaklara ruh kazandırılmak için sayısız tasarım yapıldı. Bu konu mimarlık ve şehircilik disiplinlerinde önemlidir ve çağdaş kentlerde özgün örnekleri ile vatandaşa ideal kent ortamı sunulmaya çabalanır. Aydın’da da aynı çabayı görmek istiyor insanlar…

***

Bakın, hızlı kentleşme kaçınılmaz bir son. Birleşmiş Milletlerin yayınladığı “Dünya Kentleşme Olasılıkları Raporu” 2050 yılında dünya nüfusunun %66’sının kentlerde yaşayacağını ortaya koyuyor. Türkiye’de trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı 2000 yılında 8 milyonken, bugün 24 milyona ulaşmış durumda. TUIK verilerine göre de, araç sayısı artış hızı, nüfus artış hızının 10 katından fazla. Yani 1 insan doğduğunda 10 araç trafiğe katılıyor. Tüm bu veriler düşünüldüğünde önümüzdeki yıllarda kentteki insan nüfusu ve araç sayısını düşünebiliyor musunuz? “Otomobil Kraliyeti” başlıklı yazımda, araç sayısını düşürmenin gerekliliği ve yöntemine değinmiştim. Ancak kontrol dahi edemediğiniz araç sayısı ile de baş etme şekli ‘turuncu dikme’ye kalmışsa hep birlikte oturup ağlayalım. Çünkü daha şimdiden ne kentlerin alt yapısı yeterli, ne de yöneticilerin vizyonu… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.