Takip Et
  • 3 Ocak 2014, Cuma

Sadrazam hamamda…

Günlerden bir gün,

Hamama gideceği tuttu

Sadrazam hazretlerinin.

Bir yanında birinci veziri,

Bir yanında ikinci veziri,

Bir yanında üçüncü veziri.

Sonra efendime söyleyeyim,

Peşkirci başısı,

Nalıncı başısı,

Sabuncu başısı.

Velhasıl tam dörtyüz kişilik kafile.

Peştemal takıp girdiler hamama,

Geçtiler kurnaların başına,

Üçer, beşer.

Sadrazam derseniz,

Kuruldu göbektaşına,

Yan gelip yattı.

Memleketin ünlü tellakları

Sardılar dört yanını.

Kimi elini kaptı, kimi bacağını,

Bir keseleme, sürtme faslıdır başladı.

Tam oniki saat.

İncitmeden keselediler,

Hazretin mübarek vücudunu.

Öylesine kir çıktı ki sormayın,

Her biri parmağım gibi.

Aman efendimiz bu ne kiri

Demeye kalmadı

Keselerin altında eriyip gitti

Koskoca Sadrazam.

Bütün maiyet erkanı yerinden fırladı.

Nittünüz devletliği

Dediler tellaklara.

Tellaklar cevap verdi;

Biz yıkadık, keseledik

Devletlinin kirden ibaret olduğunu bilemedik,

Suç bizde değil neyleyelim.

Kir bitti, sadrazam elden gitti.

 

Yukarıda okuduğunuz şiiri ünlü şair rahmetli Ümit Yaşar Oğuzcan 50 yıl önce yazmıştı.

Yaşadığımız yarım asırda maalesef değişen hiçbir şey olmamış memleketimizde…

 

Şiirle başladık iki ayrı dörtlükle bitirelim;

Hak deriki huktadır,

Huk deriki haktadır,

Artık yolun sonu görünüyor,

Abbas gırtlağına kadar boktadır.

 

Ozan Arif’ten bir dörtlükle noktalayalım;

Kamış ses verince ney oldum sanır,

İp gerilince yay oldum sanır,

Ben güçlüyüm diye dağları yaratamaz kimse,

Aptal ata binince, bey oldum sanır.

Atın üstündeki Türk’tür, Türk değilse sadece yüktür!..

 

Hepinize iyi hafta sonları değerli Denge okurları.

 

NOT: Çözüm ve Kürt sorunuyla ilgili bir yazı yazdım, sayısız eleştiri aldım.

Hatta ‘başına Kürtler kadar taş düşsün’ diyenler de oldu. Ahmet Kaya’yla ilgili bir yazı yazdım. En yakın arkadaşlarım dahi ‘sen Türk düşmanı birisini nasıl savunursun’ diye sitem etti. Arkadaşlar birinin sesini, ezgilerini beğenmek, o kişinin tüm yaptıklarını onaylamak değildir. Zeki Müren’in de sesini severiz, ama yaşam tarzını onaylamayız örneğin.

Horoza sormuşlar; yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan diye..

Horoz cevap vermiş; ben onu, bunu bilmem, işimi yapar geçerim diye…

 

Ben de Denge’ye yazarken kendi düşüncelerimi dile getiriyorum. Yani yazılarım subjektiftir. Ahmet darılır mı, Mehmet gücenir mi, Ayşe, Fatma alınır mı diye düşünerek yazı yazamam. Kimse kusura bakmasın. Yazdığım görüşler salt benim, yalnızca benim görüşlerimdir.

Eleştiriler mutlaka olacaktır. Olmalıdır da. Olumlu, olumsuz her türlü eleştiriye, hakaret içermediği müddetçe açığım. Yazılarımı bu gözle değerlendirirseniz sevinirim.

Sizlere 2014’te sağlık, mutluluk ve esenlikler diliyorum. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.