Takip Et
  • 27 Ocak 2022, Perşembe

TÜRK GİBİ HİSSETMEK...

“Ol mâhîler ki deryâ içredir, deryâyı bilmezler.” demiş Şair Hayâlî.

Yani o balıklar ki, denizin içindedirler, fakat denizin ne olduğunu bilmezler.

Bu durum sadece balıklar için mi geçerlidir? Tabi ki hayır.

Biz insanlar da, bazen sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bilmiyoruz. Tıpkı, mensubu olduğumuz millet ve yaşadığımız ülkenin kıymetini bilmeyenlerimiz olduğu gibi...

Çoğu Avrupa'dan olmak üzere, değişik vesilelerle pek çok ülkeye gittim. Bu gidişlerimin tek ortak noktası, hepsinde de ülkemi özleyerek geri dönmemdir...

Yabancı bir ülkede gezerken karşılaşacağınız en güzel şeylerden biri nedir biliyor musunuz? Kalabalıklar içerisinde yürüyorken yanıbaşınızdan Türkçe konuşan birilerinin geçmesi. İşte o an ister istemez yüzünüzde bir tebessüm belirir ve adeta memleketinize ait güzel bir şarkıyı dinliyormuş hissine kapılırsınız...

Peki, memleket ve millet sevgisi herkeste aynı mıdır?

Ne yazık ki, hayır.

Bir tarafta memleketini ve milletini seven, hatta bu değerler için canını bile verebilecek insanlar varken, ne yazık ki diğer tarafta da Türklüğünden utanan ve Türk olduğunu gizleyen insanlar da var. Özellikle Avrupa'da Türklere karşı var olan önyargıların tesirlerinden kurtulmak, kendini Avrupalı gibi gösterme hevesi veya başka sebeplerle Türklüğünü gizleyen birsürü insan var. Peşinen söylemeliyim ki bu zavallılar ne kadar kendilerini gizlemeye çalışırlarsa çalışsınlar, bunu asla başaramayacakları gibi, göğüslerini gere gere "Ben Türküm" demenin haklı onur ve gururundan da mahrum kalacaklardır...

İnsanın kendisinin ait olduğu milleti ve öz yurdunu bilmesi ve sevmesi kadar şerefli başka ne olabilir ki?

Vatan sevgisi imandan değil midir?

Bırakınız Türk soyundan olmayı, Türk soyundan olmayanlardan bile kendilerini Türk hissedenler varken, Türk olmaktan utanan soysuzlara "yazıklar olsun" demekten başka söz bulamıyorum...

Yabancı biri kendini nasıl Türk hissedebilir diye kendi kendinize sormuş olabilirsiniz. Elin Afrika kökenli zencisi Fransız olabiliyor, bambaşka etnik kimliklere sahip insanlar kendilerini Amerikalı olarak görebiliyor da, yıllardır Türkiye'nin ekmeğini yiyen, kültürüyle yoğrulan ve dilini konuşan biri neden kendini bir Türk gibi hissetmesin?

Peki size bir başka soru sorayım;

Hayatında bir defa bile Türkiye'ye gelmemiş, hiçbir Türkle arkadaşlığı ve tanışıklığı olmamış biri kendini Türk hissedebilir mi?

İnanmayacaksınız ama bu da mümkün.

Şimdi size bu konudaki ilginç bir örnekten, James Clarence Mangan'dan bahsetmek istiyorum.

Bu adam, 1 Mayıs 1803 târihinde İrlanda'nın başkenti Dublin’de doğan ve 20 Haziran 1849 günü gene aynı şehirde ölen, İrlanda Ulusal Marşı’nın da söz yazarı olan bağımsızlık şairidir.Tıpkı bizim Mehmet Akif gibi...

Batı edebiyatı antolojilerinde Mangan'dan "Türk Şairi" olarak bahsedilir.

Neden mi?

Şimdi yazacaklarımı okuyunca çok şaşıracak ve bu sorunun cevabını da almış olacaksınız.

Mangan, en az üç milyon İrlandalı'nın öldüğü bir kıtlık döneminde, yoksul bir ailenin çocuğu olarak yaşamış, noter yanlarında ve kütüphanelerde çalışarak hayata tutunmaya çalışan biridir. Aynı yıllarda İngiltere’ye karşı verilen bir bağımsızlık mücadelesi de vardır. İşte bu şartlarda yaşarken, Almanca üzerinden Osmanlı divan şiirini tanımıştır Mangan. Yaşadığı şok ise çok büyüktür!  Batıya dair kültürel anlamda biriktirdiği ne varsa hepsine birden "Paçavra” der ve Türkçe öğrenmeye karar verir, öğrenir de. Türkçe makaleler kaleme alır, şiirler yazar, yazdıkça da Türkleri inanılmaz derece sever. O artık bizden biridir...

Mangan, İrlanda ile en küçük bir benzerliği dahi olmayan Türkiye’yi hiç görmediği halde, sanki Osmanlı döneminde Anadolu’da yaşayan Türk bir şair gibidir.

Şiirlerinde Türkler'e hitap eden Mangan, Erzurum civarına savaşmaya giden Karamanlı bir delikanlının sıla hasretini anlatan "Karamanian Exile-Karamanlı Sürgün” adlı olağanüstü bir şiirin de yazarıdır.

Mangan, İngiliz şiir tekniğine uymayan Türk kafiye anlayışına bağlı kalarak, Türk gazel formunu ustalıkla şiirlerinde kullanmış, hatta şiirlerinde tasavvufu bile işlemiştir. Türk olmayanların bu ve benzeri şiirleri yazması, anlaması ve hissetmesi mümkün değildir...

Bana göre, bir insan şiirlerinde “Lâ İlâhe İllâllah” diyorsa, bir Müslüman kadına, “Açma peçeni ey güzel kadın, solmasın o gül yanağın” diye sesleniyorsa, “Karaman” adında bir şiir yazıyorsa, divan şiirimizi tanıdıktan sonra Türkçe öğrenmeye karar veriyorsa, soyu Türk olmasa bile Türktür.

Şimdiye kadar yazdıklarımdan, sakın kafatasçılık ya da faşistlik yaptığım zannedilmesin. Tabi ki, kimse doğarken soyunu seçme kudretine sahip değildir. Fakat hangi soydan olursanız olun, aslınızı inkar etmeyin....

Son Söz;

Türk olmak için Türk doğmak kafi değildir. Asıl olan, Türk gibi düşünmek, Türk gibi yaşamak ve Türk gibi ölmektir...

Esen Kalın...

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.