Takip Et
  • 19 Kasım 2020, Perşembe

PARA-TESTAN MÜSLÜMANLIK...

Bir davranışı, bir uygulamayı, bir kişiyi veya bir düşünceyi haksız, gereksiz, yersiz, yolsuz bularak eylem ya da söylemle karşı çıkmaya protesto, bunu yapanlara da protestocu denir.

Tarihteki protestocuların ön sıralarında ise, Hıristiyanlıkta reform yapılmasını isteyen ve bu uğurda verdikleri mücadele sonunda da yeni bir mezhebin doğmasına yol açan Protestanlar gelir.

Hareketin öncülüğünü Martin Luther ve Jean Calvin'in yaptığı Protestanlık, günümüzde Hristiyanlığın en büyük üç ana mezhebinden biri konumundadır.

Son dönemlerde, Hristiyanlık tarihindeki Protestanlık hareketine az da olsa benzerlik gösteren bazı söylem ve eylemlerin, İslam toplumu içerisinde de vücut bulmaya başladığına üzülerek şahit oluyoruz.

Bazılarınca "Protestan İslam" olarak adlandırılan bu hareketin mensupları, tıpkı Hristiyanlıkta olduğu gibi, dinde reform fikrini kendilerine şiar edinmişlerdir.

Amerika ve Avrupa'daki birtakım merkezlerden yapılan bilinçli yönlendirmeler sayesinde, ne yazıktır ki bilinçsiz bir şekilde dinin ana prensipleri bile sorgulanır hale gelmiştir. Hatta Kuranın yetersizliği ve yeni bir Kuran'ın yazılması fikrini bile dillendirenler artık hiç de az değildir.

Dinde reform adı altında İslamı dönüştürme gayreti içerisinde olanların çoğunun, aslında İslamla alakaları olmayanlardan oluşması ise başlı başına büyük bir soru işaretidir.

Örneğin, Müslüman nüfusun fazla olduğu Hollanda'nın Amsterdam şehrinde feministlerce açılan, imamlığını kadınların yaptığı ve ezanı kadınların okuduğu cami, İslam'ı dönüştürme stratejisinin Avrupa'daki en önemli örneklerinden birini teşkil etmektedir. Bu örneğe baktığımızda, sanki tarih tekerrür etmekte ve İslam'a zarar vermek için çağdaş Mescid-i Dırar'lar inşa edilmektedir

Yine ABD, gerek askeri, gerek teknolojik ve gerekse de politik üstünlüğünün verdiği şımarıklık ile son derece cüretkar davranmakta, "Amerikan İslamı" türünden sapkın kavramları gündemleştirerek, İslam dinine doğrudan veya dolaylı olarak pervasızca saldırmaktadır.

Avrupa ve Amerika İslam'a bu denli yıkıcı saldırılarda bulunurken, gelelim günümüz Müslümanlarının durumuna;

Ne yazıktır ki zamane Müslümanlarının pek çoğunun vatan, millet ve din diye dertleri kalmadı artık. Bizlerin mücahitlikten müteahhitliğe terfi etmesinin üzerinden yıllar geçti. Sakın bana bu sözler çok ağır oldu demeyin de, şu sorular üzerinde birazcık kafa yorun;

Kaç tanemiz parayı bulunca değişmedi ki?

Eskinin kaç mücahidi makam uğruna kişiliğinden, dostlarından ve ilkelerinden uzaklaşmadı?

Hazarda iken yenilmez ve ateşli birer cengaver olanlardan, seferde kaç tanesi küçük birer oyuncak askere dönüşmedi?

Dış ya da iç güçlerin zamane Müslümanlarını kandırmak için artık çetrefilli tuzaklar kurmalarına gerek yok; para, makam ve kadını kullanmaları yetiyor da artıyor bile. Zaten bu sınavlarla yüzleşenlerin pek çoğu malesef sınıfta kaldılar...

Kısaca kapitalizmle uyumlu İslam demek olan Protestan İslamcılık taraftarları, lafa gelince mangalda kül bırakmazken icraatta her türlü haltı yemekten geri durmuyorlar. Yani, ne yardan ne de serden vazgeçiyorlar. Bu nedenle, ben artık böylelerine, paranın ve makamın esiri haline gelmiş "Para-testan İslamcılar" diyorum...

Peki Müslümanlara düşen görevler nelerdir?

Öncelikle, ruhumuza zararlı her türlü pislikten kurtulmak için tevbe edip "iman" detoxu yaptırmamız gerekmektedir

Daha sonra da, omuzlarımıza yüklenen büyük sorumluluğun farkında olarak çok uyanık olmak ve İslam'a yönelik zararlı projelere alet olmamak lazım. Bunun için de, dış güçler ve onların yerli işbirlikçilerinin değişik projelerle elimizden almak istedikleri Kur'an merkezli sahih din anlayışını sosyalleştirmekten hiçbir şartta vazgeçmememiz gerekmektedir.

Söylediklerimi ütopik bulanlar varsa, yaşanmış bir gerçek olan FETÖ hadisesine baksınlar. Dış güçler, ipini ele geçirdikleri FETÖ aracılığı ile bu ülkede yıllarca "Dinler Arası Diyalog" teranelerini okumadılar mı? Demokrasi ve laikliğin ardına sığınıp İslam'a saldırmadılar mı? Bilgi ve belgelerle ispat edilmiş bu gerçeklikleri inkar etmek ise ahmaklıktan başka birşey değildir.

Eğer bizler Allah'ın dininin yardımcıları olmayı başarabilirsek, hiç şüphesiz ki Rabbimiz vaadinde duracak ve bize yardımını gönderecektir (Muhammed, 7). Allah'ın yardımı bize ulaştığında ise, yine Rabbimizin ifadesiyle, galibiyet, üstünlük ve zafer Müslümanların olacaktır (Al-i İmran, 159).

Esen Kalın...

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.