Takip Et
  • 7 Ağustos 2023, Pazartesi

FİZYONOMİNİN BİRAZ ÖTESİNDE

Alemin ilm-i kıyafeti, bireylerin ilm-i Firaseti. Aslında varlığın Fizyonomisi. Yani; İnsanın iç alemi ile dış görünümü arasındaki münasebeti inceleyen bilim dalı. Fizyonomi oldukça ilginç ve bir hayli sürükleyici bir bilim dalıdır. En azından yazar öyle düşünüyor. Hatta hayatın her alanında kendimi fizyolojinin içinde buluyorum. Mahremiyet alanımda bile fizyolojiden kaçamıyorum. Aslında fizyonomik araştırmalar, hatta fizyolojinin büyük bir kısmı tam anlamıyla beklentilerimi karşılamıyor. Biraz daha açayım; mesela fizyonomik bir inceleme olarak alnı geniş olan bir birey, hayal gücü yüksek ve entelektüel olarak tanımlanır. Uzun kaşlılar güçlü, alnı dar olanlar dakik, alnı yuvarlak olanlar agresif çabuk sinirlenenler olarak algılanır. Yani insanların fiziksel özelliklerini, yüz hatları, vücud ölçüleri vs gibi özelliklere bakılarak bir karakter analizi yapılır. Hatta bitkilerdede bu böyledir misal altı sararan mantarlar zehirli olarak yorumlanır. Benim kafamdaki fizyonomi ise aslında çok daha derinlere iniyor. Kim bilir belki meslek hastalığı, veya gözlemlerim sonucu oluşan kazanılmış bir merak. Nedir bu merak ? Sabah evden çıkarken ekmek aldığım esnaftan tutunda, iş arkadaşlarım, sosyal çevrem, servis beklerken gözlemlediklerim, yeni tanıştıklarım, selamlaştıklarım, adres sorduklarımdan vs vs. Hepsinin suratında bir anlam arıyorum. Evet bir anlam. Bireyin geçmişinde yaptığı bir iyiliğin belki gözünün altında, belki dudağının yanında veya kaşlarının arasında bir yerlerde bir şekilde saklandığını veya kendini gösterdiğini düşünmekteyim. Aynı şekilde bireyin yaptığı iyiliklerin genelinin veya birtanesinin insan yüzünde nufüz ettiği kanısındayım. Burada kanılarımın sağlamasını yaptığımda genel olarak yanılma oranım 4 kişiden 1 kişi olarak ortaya çıkıyor. Mesela bir örnek vereyim kafeteryada oturuyorum yan masamda birisi gözüme çarpıyor, ilginç bir yüz ifadesi, heran birilerini öldürecekmiş gibi bakışları var.Belli ki birşeyler yaşamış, kötü şeyler. Ve yaşadıklarının etkisinde kalmış, psikolojik olarak çok zayıf. Gördüğüm profili belki bazılarınız ile değerlendirsem kesin birini öldürdü, bence uzun yıllar cezaevinde kaldı, bence uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor, bence suç örgütü lideri gibi yorumlar çıkaracağınızdan eminim. Ama inanın olay çok farklıydı. Sezgilerim çok başka şeyler söylüyordu. Limonata dedim garsona halbuki içesim yok. Dedim ki yanlış anlamazsan kardeşim şu masada sırtı dolaba dönük olan adam kim tanıyormusun ? Neden sordun abi dedi. Bizim köyden birine benzettim dedim. Abi dedi sanmıyorum kendisi arada uğrar buraya ben tanımıyorum ama depremzedeymiş, kafası pek yerinde değil diyolar, Marmara depreminde ailesini kaybetmiş, yanıtını alıyorum. Haklı çıkıyorum sezgilerim beni yanıltmıyor. Bu yetenek veya tecrübemidir bilmiyorum. Bunu günlük hayatımda uyguluyorum. Mesela üçkağıtçıyı yüzünden tanıyabiliyorum, yalakayı, çıkarcıyı, para için alçalabilecek olanı, şerefliyi,şerefsiz, arsızı yüzsüzü iyi insanı, dürüstü, en delikanlısını yüzünden tanıyabiliyorum. Yanıldığım zamanlar olsada bunu becerebiliyorum. Çünkü hiçbir makyaj malzemesi, hiçbir kimyasal sıvı, veyahutta hiçbir sivilce veya yüz yarası gerçeği kapatmıyor. İyi ve kötü her şart ve koşulda insanın suratından okunabiliyor. Bu olayı gerçekleştirebilen bireyi diğer bireylerden ayıran en büyük özellik ise insan ilişkilerini geliştirmeden önce karşı taraf hakkında ön bilgi sahibi olması ve bu bilgilere göre iletişimini planlaması imkanını sağlıyor. Ve bu planlamayı yapabilmesi kısa veya uzun vadede oluşacak olan iletişim problemlerinin engellemeye ve sağlıklı iletişimi biran önce neticelendirmeye sebep oluyor. Değerli okurlarım fizyonomiyi günlük hayatımızda gözlemlemek istiyorsak eğer sizlere tavsiyem ilk araştırma bulgusu kendimiz olalım. İlk aynada kendimizi okumaya çalışalım, bi bakalım bizim suratımız fizyonomide ve yazarın algı çerçevesinde olan fizyonomide ne ifade ediyor olabilir ? 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.